Güzel Şeyler Olacak

  • 5/11/2006 - Psikolojik Savaş ve Ekonomi
  •  

    ALİ BULAÇ

     

    "Psikolojik Savaş" adlı kitabında Nevzat Tarhanlı şöyle bir örnekten hareketle "modern psikolojik savaş taktikleri"ni anlatır: "Her gün aynı yoldan geçen bir fili düşünün. Fil avcıları yola tuzak kurarak onu çukura düşürürler. Siyah elbise ile gelip iyice döverler. 

    Bir iki gün sonra bu sefer beyaz elbise giyip onu kurtarırlar. Fil, artık onları kurtarıcı olarak görür." Tarhanlı'nın örneğinden hareketle geliştirilen psikolojik savaşın toplumsal versiyonunun şu şekilde işletildiğini söylemek mümkün: Önce geniş ölçekli ve derinlemesine işleyen toplumsal bunalımlar yaratmak, ardından "kurtarır" gibi yapıp toplumu kendine bağlamak, daha başka bir deyimle bağımlı hale getirmek. Ekonominin sıkı disiplin altına alınması, arkasından "kredi muslukları"nın bir miktar açılması bize bunu hatırlatıyor mu?

    İç ve dış çok sayıda olayı bu örnek üzerinden anlamlandırabiliriz. Özellikle liberal akademisyen ve aydınlar tarafından neredeyse tümüyle "teknik bir mesele" olarak sunulan ekonominin dahi -belki de en çok ekonominin- psikolojik ve politik savaşlarda basit bir enstrüman olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Ekonomi hiç de iddia edildiği gibi değerden, ideolojilerden ve politikalardan bağımsız, salt teknik bir mesele değildir. Özal döneminden kalma bir hurafe olarak bu literatürümüze yerleşti/yerleştirildi; böylelikle aslında "ideoloji" gizlenmiş oldu.

    Tabiatıyla ekonomi çok güçlü, etkili bir silahtır, ama bu herkes için geçerli değildir. Gerçek insani ve ruhsal özgürlüğünü önemseyen insanlar ve söz konusu insanlardan oluşan toplumlar için ekonomi "basit bir enstrüman"dır. Elbette bütün zevklerini bu dünya hayatında tüketme düşüncesinde ve amacında olanlar için maddi değer, refah, servet, güç, iktidar ve başarı "her şey"dir. İnsan bütün zevklerini tüketmiş olarak ahirete gitmemeli. Ona orada melekler "Zaten sen dünyada bütün zevkleri tükettin, buraya bir şey bırakmadın." der. Refah arzusuna hangi derecede meşruiyet bulunursa bulunsun, öbür tarafa bir şeyleri bırakmak, mutlu yaşamanın gereklerinden biridir. Yani asli ve hakiki hedef "refah" değil, "felah" olmalıdır.

    Uluslararası büyük sistem, refahı vadeden bütün her şeyin dizginlerinin elinde olduğunu her fırsatta bize hissettirmektedir. Pekiyi, sahiden bu değerler çok mu önemli? Hakikatte hayır, liaynihi, yani zatı itibarıyla bakıldığında refah sağlayıcı nesnelerin ve zenginliğin kendisi o kadar da önemli değildir. Dinler ve neredeyse bütün kadim büyük gelenekler insanın dünya nimetlerine, servet istifçiliğine, aşırı refah düşkünlüğüne hiç de iyi gözle bakmamışlardır. Dinler ve kadim geleneklerin tarih oyunca yanılıp, sadece bugünkü modern dünyanın isabet ettiği düşünülüyorsa, buna bir diyecek yok tabii. Buna inananlar, bu boş inançlarıyla mutlu bir şekilde yaşamaya devam etsinler.

    Modern Batı uygarlığını küre ölçeğinde güçlü kılan, tek önemli faktör, insanın nefsinin istek ve tutkularına (heva) hitap etmesi, insanı bütün melekeleriyle bu dünyaya bağlı ve bağımlı hale getirmesidir. Bu sistemin gücü ve dinamizmi aynı zamanda temel zaafıdır da. Varlık aleminde Allah'tan başka hiçbir güç mutlak ve sınırsız olmadığına göre, bütün büyük beşeri sistemlerin ve imparatorlukların bir sınırı vardır, sınırları zaaf noktalarında yatmaktadır. "Ben, her üretileni, piyasada her sunulanı almak, tüketmek zorunda değilim" dediğiniz, diyebildiğiniz anda özgürleşirsiniz.

    Bu aslında ruhsal bir özgürleşme edimidir. Ruhsal bakımdan özgürleşmenin insana bir getirisi var; böylelikle kendinizi çok yormaz, gereğinden fazla çalışmak zorunda kalmazsınız, başka güzel işlere zaman ayırırsınız. En önemlisi harama tevessül etmezsiniz. Bugün gerçek kahramanlar, çoluk çocuğuna helal lokma yedirebilenlerdir. Fakat sadece bu da değil, sizi ekonominin enstrümanlarıyla köleleştirmek isteyen güçlere karşı maddi maliyeti sıfır olan bir direnç gösterme başarısını da sağlamış olursunuz. Diyeceksiniz ki, bu "bir lokma bir hırka" felsefesi mi? Hayır! Varoluşun, özgürleşmenin ve direncin bambaşka bir yolu ve yöntemidir. Buna "Peygamber Sünneti" diyebiliriz.

     

    04/11/2006

    Yorum ( 4 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 2/11/2006 - EVET BU ACİL BİR DURUM!
  • Birisi bana yardım etsin lütfennn.Bloğumda yaptığım değişiklikten sonra onlineziyaretçi.com dan aldığım sayacı kaybettim! Ve yeniden nasıl bulurum bilmiyorum. Onlineziyaretci.com a bakıyorum sadece üye olun yazıyor başka da birşey yazmıyor.Ama üyeler için bir giriş göremiyorum.

    Deneyimli arkadaşların dikkatineee.

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 1/11/2006 - "HOKKABAZ"a Gideyim mi?Yoksa abartıyorlar mı yine??
  •  

    ‘Hokkabaz’ gösterimdeki 2’nci haftasında, seyirciyle buluşmaya devam ediyor. ‘Hokkabaz’ı ilk 10 günde 1 milyon 88 bin 791 kişi izledi.

    Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini Ali Taner Baltacı ile paylaştığı ‘Hokkabaz’ Türkiye’de 225, Avrupa’da 100 kopya ile gösterimde. Film, Türkiye’nin ardından Almanya, Fransa, Belçika, İsviçre, Avusturya ve İngiltere’de de seyircinin çok yoğun ilgisiyle karşılandı.

    ‘Hokkabaz’ın Türkiye seyirci rakamları:
    İlk 3 gün: 247.912
    İlk 7 gün: 832.108
    İlk 10 gün: 1.088.791

    FİLMİN KISA ÖYKÜSÜ...
    İskender (Cem Yılmaz) hokkabazdır. Yani aslında sihirbazdır. Ama onun ve çocukluk arkadaşı Maradona’nın (Tuna Orhan) dışında herkes onun hokkabaz olduğunu düşünmektedir.
    İstanbul’dan hızla kaçmak zorunda kalan ikili, turne programına İskender’in babası Sait’i de (Mazhar Alanson) dahil ederek, büyük risk alırlar. Baba, İskender’i takdir etmeyi uzun yıllar evvel bırakmıştır.
    Turne üçlüyü kaynaştırırken, aynı zamanda görkemli bir dağılmaya sebep olur.

    www.antoloji.com

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 29/10/2006 - Birbirini Sevmeyi Seçenlerin Bu Yazıyı Okumasını İstiyorum!
  • Kategori: KitapOku

    BEŞ SEVGİ DİLİ

    Belki okuyanlar vardır,Gary Chapman adındaki bir evlilik danışmanı Beş Sevgi Dili isminde bir kitap yazmış.Önceden okumuş olduğum bir kitaptı,bugünlerde tekrar okudum ve paylaşmak istedim yazılanları, çünkü çok önemli buluyorum.

    Kitabın ana konusu, insanların farklı dillerde konuşup anlaştıkları gibi,hissettikleri sevgiyi de farklı biçimlerle ifade ettiklerini ve bundan dolayı farklı sevgi dillerinin bulunduğu düşüncesine dayanıyor.İnsanlar sevgilerini farklı biçimlerde ifade ederler ve bunun yanısıra farklı biçimlerde algılarlar.Örneğin,birisi sevildiğini hediye aldığında yoğun biçimde hissederken,bir diğeri eşi kendisine iltifatlarda bulunduğu,onu sözel olarak desteklediği zaman yoğun bir biçimde hissediyor. 

     

    NİKAHTAN SONRA SEVGİYE NE OLUR?

    Yazar evilik öncesinde,flört döneminde mutlu ve sevgi dolu olan çiftlerin evlendikten sonra neden birbirlerine düşman hale gelecek kadar uzaklaştıklarını açıklamaya çalışmış.

    İnsanlar aşık olunca, ayakları yerden kesilir,bambaşka bir insan olurlar.Normal zamanda yapmayacakları şeyleri yaparlar, aşk yeminleri ederler,sonsuza dek aynı duygu yoğunluğunda kalacaklarını düşünür ve bunu umarlar.Oysa bu bir tutkudur, bu şekilde devam etmesi iyi bir şey değil, kötü birşey olurdu, dünyadaki herkes deli divane aşık kalsa bilimsel ilerlemeler sekteye uğrardı! Çünkü aşık olduğunda insanlar diğer uğraşlara olan ilgilerini kaybederler ve yalnızca tek bir yere odaklanırlar.

    Aşk hissettiğimiz an gerçektir,güzeldir ama bu haliyle, bu duygu yükselmesi şekliyle kalıcı değildir.Aslında aşk bilinçli bir eylemde değildir,içgüdüsel bir çekimdir.

     

    PEKİ AŞK BİTİNCE NE OLUR?

    Duygu yükselmesi bitince karşımızdaki insanı olduğu gibi görürüz, bizim gibi,herkes gibi, kusurlarıyla ve iyi taraflarıyla.Yazar diyor ki,aşıkken öyle olmasa da, insanlar için önem sırasında ilk kendileri gelir ,beklentileri,istekleri...

    Sevgi bizim için en temel ihtiyaçtır.Aşkla bu ihtiyacı bir dönem gidermiş oluyoruz.Peki aşk bittiğinde? Yine sevgiye ihtiyacımız var ama sevgi aşk gibi içgüdüsel bir biçimde kendini göstermiyor,aşkta kendimizi zorlamadan herşeyi yapıyorduk,ama sevgi fedakarlık,dikkat,sabır istiyor.Sevmek ÖĞRENİLİYOR.

    Ve sevmeyi öğrenirken dikkat edilmesi gereken de karşımızdaki kişinin sevgiyi ne şekilde algıladığı.Biz sevgimizi kendimizce gayet iyi gösteriyor olabiliriz, ama bakalım o bunu sevgi olarak algılıyor mu, yoksa beklentileri daha mı farklı?

    Gary Chapman deneyimlerine dayanarak insanların sevgi dillerini beş kategoride toplamanın mümkün olduğunu görmüş.Bunları sıralayacak olursak;

    1.Onay Sözleri

    2.Nitelikli Beraberlik

    3.Armağan Alma

    4.Hizmet Davranışlar

    5.Fiziksel Temas

    Yazar,insanlarda genellikle bu sevgi dillerinden birinin birinci sırada yer aldığını ve sevildiğini en çok kendisiyle o dilde konuşulduğu zaman güçlü bir şekilde hissettiğini ifade ediyor.

    Bu sevgi dillerinin içeriğini kısaca açıklayacak olursak:

    ONAY SÖZLERİ karşımızdaki kişiye yaptığımız iltifatları,cesaret verici ifadeleri,sevecen sözleri,"seni seviyorum" demeyi, ve sözel olarak ifade edilebilecek bütün olumlu durumları içeriyor.

    NİTELİKLİ BERABERLİK ilgimizi yalnızca sevdiğimiz kişiye yöneltmeyi ve ona odaklanmayı, beraber sevilen bir etkinliği gerçekleştirmeyi,karşılıklı konuşmayı ve bazı meseleler üzerinde fikir alışverişi yapmayı içeriyor.  

    ARMAĞAN ALMA adı üstünde sevdiğimiz kişiye armağan almayı ifade ediyor.Ama bu herzaman maddi değeri olan şeyleri değil,kendimizin hazırladığı bir kart,yoldan toplanmış bir çiçek gibi basit ve kolay elde edilebilir şeyleri de kapsıyor.Hatta yazar kriz dönemlerinde (ölüm,kaza,hastalık vb.) verilebilecek en güzel armağanın kişinin kendi varlığıdır şeklinde bir tespitte de bulunuyor.Yani sevdiğimiz kişinin bedensel yakınında olmak.

    HİZMET DAVRANIŞLARI sevdiğimiz insan için ona yardımcı olacak davranışlarda bulunmayı içeriyor.Örneğin erkeğin yemek masasını hazırlaması,yemek yapması,yatağı toplaması gibi.Ya da bayanların çayı getirmesi,eşinin ayakkabılarını boyaması gibi.

    FİZİKSEL TEMAS dokunmayı içeriyor, sevdiğimz insanın saçlarını okşamak,elini tutmak,omzuna dokunmak,sarılmak,öpmek vb.

    BİRİNCİL SEVGİ DİLİNİ KEŞFETMEK

    Yazar birincil sevgi dilimizi keşfetmek için, üç yol önermiş:

    1.Sevdiğiniz kişinin yaptığı yada yapmayı ihmal ettiği şeylerin hangisi sizi en çok üzer? Muhtemelen sizi en çok inciten şeyin zıddı sizin sevgi dilinizdir.

    2.Ondan en çok neyi rica edersiniz?En sık istediğiniz şey muhtemelen sevildiğinizi en çok hisssetmenizi sağlayacak şeydir.

    3.Siz sevginizi ne şekilde ifade edersiniz?Sevginizi ifade etme yönteminiz,aynı zamanda sevildiğinizi hissetmenizi sağlayacak şeyin bir ifadesi olabilir.

    Kendi sevgi dilimizi keşfetmemiz beklentilerimizi de daha iyi ifade edebilmemiz için gerekli. Aynı sorularla sevdiğimiz insanın sevgi dilini de keşfedebiliriz.

    Bazen birinci sırada birden çok sevgi dilinin yer aldığını görebiliriz. O zaman sevgimizi ifade etmemiz için daha çeşitli yollar çıkar önümüze, işimiz daha kolaylaşır.

    Şu da var ki insanlar birinci sevgi dillerini daha çok kullansalar da zaman zaman diğerlerine de ihtiyaç duyabilirler.Yani armağan almak birinci sevgi dili olan bir kişi, zaman zaman onay sözlerine de ihtiyaç duyabilir.

    Ve belki sevdiğimiz insanın sevgi dilini kullanmak bize zor gelebilir.Örneğin hayatı boyunca sarılmak için ihtiyaç duymamış yada bunu hiç kullanmamış bir birey, eşine sık sık sarılmakta zorlanabilir. Sevginin emek isteyen yanı da bu olsa gerek, sevdiğimiz insanın sevgi deposu dolu olsun diye kendimizi zorlamak. Zamanla baştaki kadar zor gelmeyeceği de bir gerçek. Hem sevdiğimiz insan için verdiğimiz emek, kendi sevgi ihtiyacımızı ve mutluluğumuzu sağlayan bir araçtır aynı zamanda.

    İşte böyleee.Kitabı okuduktan sonra evli çiftlerin neden birbirlerinden uzaklaştığını daha net olarak anlamış oldum.Eğer kitabın tamamını okursanız bazı şeyler daha da netleşebilir kafanızda.Kendi sevgi dilimi ve dolayısıyla beklentilerimi biliyorum,sevdiğim insanınkini de.Bu bilgileri her zaman aklımda tutacağım ve kullanacağım.Hep evlilikten sonra birbirinden soğuyan eşler, cicim aylarının sonlanması,erkeğin aldatması, kadının ilgisini yalnızca çocuklara adaması gibi felaket senaryolarıyla dolu beynim için bu kitap ilaç gibi geldi.

    Herkese tavsiye ederim.

     

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 20/10/2006 - Psikolojik Danışma Nedir Ki?
  • Kategori: PsiKoloJi

    Psikolojik Danışma Nedir?
     

    Psikolojik Danışma, kişinin kendini anlaması, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini en uygun düzeyde geliştirmesi, çevresine sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce bireye verilen profesyonel yardım sürecidir.

       
     Psikolojik Danışma ile İlgili Yanlış İnanışlar
       
    1. Psikolojik danışma sadece yoğun ve derin duygusal problemi olan kişiler içindir.
    2. Psikologla görüşmeye gelen kişiler zayıf karakterlidir.
    3. Psikolog öğüt verir.
    4. Tek görüşme ile tüm sorunlarımdan kurtulurum.
    5. Değişim çok kolaydır.
     
     Psikolojik Danışma ile İlgili Doğrular
       
    1. Psikolojik danışma;

      • Kendini daha iyi tanımak isteyen bireyler,
      • Arkadaşları ve ailesi ile olan ilişkilerini düzeltmek ya da geliştirmek isteyenler,
      • Utangaçlık ile başaçıkmak isteyenler,
      • Girişkenlik konusunda poblemi olan öğrenciler,
      • Stres ve kaygı ile başetmek isteyenler,
      • Duygularını etkili şekilde ifade etmek isteyen veya bu konuda problemleri olan bireyler,
      • Verimli ders çalışma konusunda problemleri olan öğrenciler, içindir.
    2. Psikolojik danışmaya başvuran kişiler zayıf karakterli değil, gerçekte yaşamlarından ve kendilerinden sorumlu olduğunun farkında ve varolan problemleri, yaşadıkları zorlukları çözmek için ilk adımı atmış kişilerdir.

    3. Psikolojik Danışman, problemlerinizi nasıl çözeceğiniz konusunda size öğüt veren kişi değildir. O, danışma süreci içinde sizin koyduğunuz hedeflere ulaşmanız, çeşitli konularda sağlıklı karar vermeniz veya problemlerinizi çözmeniz konusunda size yardımcı olan kişidir.

    4. Değişim her zaman kolay değildir. Üzerinde zaman ve emek harcamak gereklidir. Psikolojik danışma problemlerinizi hemen çözen bir süreç olmadığı gibi, psikolojik danışman da elinde sihirli değnek olan bir kişi değildir.

    5. Psikolojik danışmanın en önemli ilkelerinden birisi gizliliktir. Psikolojik danışmaya başvuranlar hakkında veya bu kişilerin danışmanlarına anlattıkları konularla ilgili olarak onların izni olmadan hiç kimseye veya kuruma bilgi verilmez. Dosyalarına da öğrenci hakkında yazı yazılması diye birşey sözkonusu değildir.

       
     Psikolojik Danışmaya İhtiyacınız Olduğunu Nasıl Anlarsınız?
       

    *Kimseye anlatamadığınız fakat birileriyle paylaşmak gerekliliği hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz olduğuna inanıyorsanız,
    *İletişim sorunlarınız var ise,
    *Yaşam olayları (ayrılık, yas süreci, evlilik, organik rahatsızlıklar, gelişim krizleri, evlilik vb.) karşısında sorunlarla başetmede zorlanıyorsanız,
    *Stresle başetme konusunda kendinizi geliştirmek istiyorsanız,
    *Kendinizi yalnız hissediyor ve sık sık ağlama belirtileri gösteriyorsanız,
    *Sınav öncelerinde sınav kaygısı yaşıyor ve bu nedenle başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız,
    *Akademik performansınızda düşüş yaşıyorsanız,

     
     İlkeler
       

    Gönüllülük: Psikolojik Danışmada hizmetlerden yararlanmada bireyin gönüllü olması esastır.
    Gizlilik: Psikolojik Danışma ortamında konuşulanlar gizli kalır.
    İşbirliği: Öğrenci ile ilgili konularda tüm personel anlayış, hoşgörü ve işbirliği içinde çalışır.
    Güven: Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri, kişi-psikolojik danışman arasındaki güven ilişkisine dayanır.
    Bireyin değerliliği: Her birey değerli ve önemlidir.
    Süreklilik: Rehberlik hizmetlerinde süreklilik esastır.Yani her yaşta ve her gelişim döneminde bireyler bu hizmetten faydalanabilirler.
    Bireyin özerkliği: Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri, bireyin ilişkin konularda karar verme hakkına saygı ilkesine dayanır.

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Güzel şeyler yaşamıyorum.Zor günler yaşıyorum.Ama içimden,içimdeki güzellikleri yansıtmak geldi...

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • e-posta
  • RSS
  • Antoloji.com
  • Wallpaper/DuvarKağıdı
  • Kitapyurdu

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • kaybolusculuk
  • mansur
  • thelosthighway
  • hercaiviolett
  • mizahhh
  • kilit
  • pervinn
  • uspermayro
  • hayalistasyonu
  • ahulugeceler


  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa